» » » Immanuel Wallerstein & Terence K. Hopkins & Giovanni Arrighi – Sistem Karşıtı Hareketler


Şeçilmişlər Immanuel Wallerstein & Terence K. Hopkins & Giovanni Arrighi – Sistem Karşıtı Hareketler

ADI:
Sistem Karşıtı Hareketler
REYTİNQ:
  • +4
JANR:
DİL:
FORMAT:
ÇAP İLİ:
2004
ÖLÇÜSÜ:
292 Kb
SİSTEM karşıtı hareketler kavramı, bir sistem hakkında analitik bir perspektifi varsayar. Burada sözünü ettiğimiz sistem, bir dizi sistem karşıtı hareketin doğmasına yol açtığını iddia ettiğimiz tarihsel kapitalizmin dünya sistemidir. Kitapta yapmaya çalıştığımız şey ise, bu sürecin ana hatlarını çizmeye çalışmaktır. Belirli tür hareketleri üreten ve eşzamanlı olarak da bu hareketlerin içinde faaliyet gösterdiği sınırları belirleyen, sistem çapındaki yapısal süreçleri araştırıyoruz.
 Söz konusu hareketlerin kendilerini tanımlama tarzları olmuştur. Bu kendini tanımlama biçimleri büyük ölçüde on dokuzuncu yüzyıl kapitalist dünya ekonomisi içinde formüle edilen ya da billurlaşan kategorilerden çıktı. Bu hareketleri meşrulaştıran, kökenlerini ve hedeflerini açıklayan ve örgütsel ağlarının sınırlarına işaret eden iki temel kavram, sınıf ve statü grubu kavramları oldu.
 Bu hareketlerin çağdaş ikilemleri, sınıf ve statü grubu kavramlarının taşıdığı ikilemle aynı sorunun parçasını oluşturmaktadır. Bu nedenledir ki, öncelikle bu iki kavramı bir dünya sistemleri perspektifinden yeniden ele almadan, bu hareketlerin tarihlerine ya da geleceklerine ilişkin bir çözümlemeye girişemezdik.
 Bu girişte, kitaptaki makalelerde bulacağınız tartışmaları tekrarlamayacağız. Yalnızca şunu belirtmek istiyoruz: Bu hareketleri doğuran süreçler baştan beri dünya ölçeğinde olsa da, bu hareketlerin ürettiği örgütsel karşılıklar bugüne dek hep öncelikle çeşitli devletler düzeyinde olmuştur. Yüzeye yeni çıkmaya başlayacak olan örgütsel karşılıkların daha fazla dünya ölçeğinde olacağına inandığımızdan, dünya sistemi içinde bugüne kadar var olan sistem karşıtı hareketlerin yapılarını ve başarı derecelerini yeniden incelemeyi yalnızca teori için değil pratik için de önemli ve acil görüyoruz.

Sınıf ve Statü Grubu Kavramlarının Bir Dünya Sistemleri Perspektifi içinde Yeniden Ele Alınması

 Ulusların Zenginliği'ni oluşturan I. kitabın meşhur, ama çoğu kez göz ardı edilen sonuç bölümünde Adam Smith, "her uygar toplumun üç büyük, özgün ve kurucu katmanı"nın, yani rantla yaşayanların, ücretle yaşayanların ve kârla yaşayanların çıkarlarını tanımlıyordu (1961: I, 276). Smith, ilk iki katmanın çıkarlarının toplumun genel çıkarıyla bağdaştığım savunuyordu; çünkü yaptığı çözümlemeye göre hem rantların hem de ücretlerin gerçek değeri toplumun refahıyla yükselmekte, oysa ekonomik gerilemesiyle düşmektedir. Öte yandan, kâr edenlerin çıkarları ise bu genel toplumsal çıkardan farklı, hatta ona karşıttır; çünkü piyasayı genişletmek ve rekabeti daraltmak her zaman tüccarların ve imalatçıların çıkarınadır. Ve "piyasayı genişletmek çoğu kez kamu çıkarına yeterince uygun olabileceği" halde, "... rekabeti daraltmak her zaman buna ters düşecektir ve bu yalnızca, kendi kârlarını doğal biçimde olabilecekleri düzeyin üstüne çıkararak kendi çıkarları için yurttaşların geri kalanına anlamsız bir yük getiren satıcıların işine yarayabilir" (1961:1, 278).
 Kâr elde edenler yalnızca, genel çıkara aykırı bir çıkara sahip olmakla kalmazlar. Kendi çıkarlarını da daha iyi bilirler ve bunları gözetmekte rantla ya da ücretle geçinenlerden daha büyük bir güç ve kararlılığa sahiptirler. Toprak sahiplerinin, "durumlarının rahatlık ve güvenliğinin doğal sonucu olan tembellikleri onları çoğu kez cahil bırakmakla kalmaz, herhangi bir kamu düzenlemesinin sonuçlarını öngörmek ve anlamak için kafa çalıştırmalarını da olanaksızlaştırır" (1961: I, 276-7). Ücret kazanana gelince, "o ne genel toplumsal çıkarı kavrayabilir, ne de genel toplumsal çıkarın kendi çıkarıyla bağlantısını anlayabilir" (1961: I, 277). Üstelik, kamusal müzakerelerde, "onun sesi pek az işitilir ve ciddiye alınmaz; işverenlerin, onun kopardığı yaygarayı kendi amaçları için körüklediği, ortaya sürdüğü ve desteklediği bazı belirli durumlar hariç" (1961: I, 277). Öte yandan, kâr elde edenler, özellikle de çok büyük miktarlarda sermaye kullananlar, zenginlikleriyle kamuoyu dikkatinin en büyük kısmını kendi üzerlerine çekerler. Üstelik, bütün yaşamları boyunca plan ve projelerle uğraştıklarından, kendi tikel çıkarları konusunda, toplumun başka katmanlarından çok daha keskin bir kavrayışa sahiptirler.