» » Cengiz Aytmatov - Öğretmen Duyşen (Cemile)


Şeçilmişlər Cengiz Aytmatov - Öğretmen Duyşen (Cemile)

Cengiz Aytmatov - Öğretmen Duyşen (Cemile) PDF
ADI:
Öğretmen Duyşen (Cemile)
REYTİNQ:
  • +17
MÜƏLLİF:
JANR:
DİL:
FORMAT:
ÇAP İLİ:
-
ÖLÇÜSÜ:
540 KB
O basit çerçeveli küçük resmin yine karsısındayım iste. Köye gidiyorum yarın sabah; resme uzun uzun, dikkatle bakıyorum, yolculuk için bana bir seyler söyleyecek sanki. Resim sergilenmedi. Üstelik, köyden akrabalar gelince hemen kaldırıyorum onu, saklıyorum. Sanat eseri sayılmaz gerçi, ama utanılacak bir sey de değil. ıçindeki toprak kadar yalın.
Arkada soğuk bir sonbahar göğü çizili; ötelerde, sıradağlar üstünde kaçan bulutları kovalayan rüzgar. Önde, kurumus pelinlerle kaplı bozkır, son yağmurlarla ıslanmıs, kararmıs yol; iki yanında kırık çalılar. Çamurlu yolda iki yolcunun ayak izleri durmakta. Yol uzaklarda silinip giderken izler de belirsizlesiyor. Birer adım daha atsalardı, çerçevenin arkasında kaybolacaklardı sanki. Biri... Ama sırayla anlatayım. Her sey ben çocukken oldu. Savasın üçüncü yılıydı. Uzaklarda bir yerlerde, Kurak'da, Orel'de, babalarımız, ağabeylerimiz düsmanla savasırken bizler, on bes yasındaki çocuklar, kolhozda çalısıyorduk.
Cılız, gencecik omuzlarımız, koca adamların isini yüklenmisti. En gücü de hasat zamanıydı. Haftalarca evden uzak kalır, günlerimizi, gecelerimizi tarlada, harman yerinde ya da istasyon yolunda ekin tasımakla geçirirdik. Oraklarımızın ekin biçmekten sanki kor kesildiği o kavurucu günlerin birinde, bos arabamla istasyondan dönerken eve uğrayayım dedim. Sokağın taa sonunda, ırmağın yanındaki tepecikte iki ev vardır; sağlam bir duvarla çevrilidir ikisi de, duvarın ötesinde uzun kavaklar yükselir. Bizim evlerimizdir bunlar. Ailelerimiz uzun yıllar yan yana yasamıstır. Ben, Büyük Ev'dendim. ıki ağabeyim vardı, ikisi de bekardı, ikisi de cephedeydi, uzun zamandır ikisinden de haber alamıyorduk. Babam ihtiyar bir dülgerdi. Seher vakti sabah duasını ettikten sonra, ortak avludaki atölyesinde çalısmaya gider, aksamın geç saatlerine kadar da orada kalırdı.
Anamla kız kardesim evden çıkmazlardı. Yakın akrabalarımız bitisikte, köylülerin Küçük Ev dediği yerde otururlardı. Ya dedelerimizin dedeleri ya da büyük dedelerimizin dedeleri kardesmis, yine de yakın akrabalarımız sayardım onları, çünkü bir aile gibi yasardık. Atalarımızın göçebeliğinden kalma bir seydi bu; büyük dedelerimiz bir yerde konaklar, hayvanlarını bir arada otlatırmıs. Aynı geleneği sürdürüyorduk. Köyde kolektiflestirme olduğu zaman babalarımız evlerini yan yana kurmuslar. Aslında, hepimiz bir obadan geliyordukköyde ırmak boyunca uzanan Aralskaya Sokağı'nda oturan herkes, aynı soyun torunlarıydı.