» » » Ruth Rendell – Parola: Mandarin


Şeçilmişlər Ruth Rendell – Parola: Mandarin

ADI:
Parola: Mandarin
REYTİNQ:
  • +1
MÜƏLLİF:
DİL:
FORMAT:
ÇAP İLİ:
2000
ÖLÇÜSÜ:
791 Kb
Tai Markizi olarak adlandırılan kadının camekân içinde mükemmel bir şekilde muhafaza edilmiş olan bedeni, birkaç metre aşağılarında yatmaktaydı. îki bin küsur yıl önce öldüğünde, elli yaşlarındaydı. Beyaz bir iç gömleği otuz beş kiloluk bedenini boğazından kalçalarına kadar örtmüştü. Balığı andıran pembemsi beyazlıktaki bacakları çizikler içindeydi; sağ kolu tedavi edilmiş bir kırıktan ötürü diğerinden biraz daha kısaydı. Beyaz ve şişkin yüzünde kemerli bir burun göze çarpmaktaydı. Dili, açık duran ağzından dışarı  fırlamıştı. Tüm yüzünde, sanki boğularak öldürülmüş gibi bir acı ifadesi vardı. 
Gerçek bu değildi oysa. Müze broşürü ve Mr. Sung’a göre, safra kesesiyle de sorunları olan Markiz tüberküloza yakalanmıştı. Kalp krizinden ölmeden kısa bir süre önce yüz yirmi tane karpuz çekirdeği yemişti. 
Mr. Sung her zamanki gibi broşürden alıntı yaparak Wexford’u aydınlatmaya çalıştı: 
-Enfarktüs geçirmiş. Çok hastaymış, kalbi zayıf, iç organları zayıf. Hadi gidelim. 
Markiz’in formaldehit şişelerinde muhafaza edilmiş olan iç organlarına ve beyninin dışzarına bakmak için ikinci bölmeye doğru ilerlediler. Mr. Sung, iğrenme ya da korku belirtileri görme umuduyla arkadaşının yüzüne incelercesine baktıysa da, karşısındakinin yüz ifadesi de en az kendisininki kadar anlaşılmazdı. 
Mr. Sung iç çekerek devam etti: 
-Hadi gidelim. 
Wexford öfkeyle rehberine döndü: 
-Bunu durmadan tekrar etmemenizi rica ediyorum sizden. Bana kalırsa, “Gidelim mi?” ya da “Hazır mısınız?” demelisiniz. 
 Mr. Sung konuşmayı ciddiyetle sürdürdü: 
-Yardımınız için teşekkür ederim. Güzel konuşabilmek için elimden geleni yapıyorum. Gidelim mi ? Hazır mısınız ? 
-Elbette. 
-Cevap vermeyin lütfen. Alıştırma yapıyorum. Gidelim mi ? 
Hazır mısınız? Güzel, öğrendim. Hadi gidelim. Kazı yerine gitmeye hazır mısınız? Lütfen şimdi cevap verin. 
Tekrar taksiye bindiler. Havalandırmalı binadan çıkıp havalandırmalı arabaya girene kadar hissettikleri sıcaklık, yavaş yavaş pişmesi gereken bir güveç için hazırlanmış ölçülü bir fırını anımsatıyordu adeta. Şoför  şehrin içinden geçerek, onları, arkeologların Markiz’in, kocasının ve oğlunun bedenlerinin yanı  sıra, onlara yeni hayatlarında eşlik edecek olan hizmetçilerin kil vücutlarını, erzak ve sanat eserlerini de buldukları kazı bölgesine götürdü. Üzerlerindeki giysiler toz haline gelmiş olan diğer bedenler iskelete dönüşmüştü. Yalnızca biçimsiz ve iğrenç görünen, görmeyen boş gözlerle bakan, yirmi kat boyalı kumaşa sarılmış Markiz hayatın mumyalanmış ayrıntılarını muhafaza etmekteydi. 
Büyük ve derin dikdörtgen mezara ahşap  ızgaradan bakarlarken, Mr. Sung Fodor’un Çin Halk Cumhuriyeti Rehberi’nden oldukça uzun bir parçayı harfi harfine alıntıladı. Kuvvetli bir hafızası vardı. Wexford’un ideogramları deşifre edemediğinden dolayı kendi lisanını okuyamadığına inanıyordu. Oysa, alıntı yaptığı rehber Wexford’a aitti, önceki gece masumca ondan ödünç almıştı.