» » » Sümeyye Koç - Hercai


Şeçilmişlər Sümeyye Koç - Hercai

ADI:
Hercai
REYTİNQ:
  • +79
MÜƏLLİF:
JANR:
DİL:
FORMAT:
ÇAP İLİ:
2017
ÖLÇÜSÜ:
364 Kb
İçimde taşımaktan yorulduğum ne varsa, bana dert olacağına, siz okuyun size dert olsun diyerek çıktığım bu yolda, yüreğimden geçenleri mürekkebe bulayıp satırlara döktüm. Bir insana ulaşmak, kalemimden dökülen bir sözcükle yüreğine işlemek istedim hep. Her hayat başlı başına bir hikâyedir dedim çoğu zaman. Her insan ise kendi hikâyesinin karakteri. Her gün biraz daha gayretle, daha çok sevgiyle büyüttüm cümlelerimi. Tek hayalim yazdığım bu cümleleri, sayfalar arasına dökebilmekti.
Şimdi ise bu hayalimi gerçekleştirmemde emeği geçen her yüreğe teşekkür etmek, boynumun borcudur. Öncelikle beni yazmaya teşvik eden ve bir gün olsun umutlarımın solmasına izin vermeyen yeğenim Meryem Feyza Akkan’a, bir kitap dostluğu ile başlayan ilişkimizin kardeşliğe evrildiği, her anlamda bana yılmadan manevi desteklerini sunan Emine Arslan’a, yazmaya başladığım ilk günden beri benden desteğini esirgemeyen aileme ve bu yolda bana inanan tüm dostlarıma teşekkür ederim.
Ayrıca yazdığım satırları severek okuyan tüm okurlarıma, bu serüvende tanıdığım güzel yürekli insanlara, Epsilon Yayınları’na ve Ömer Yenici’ye de teşekkürlerimi sunuyorum.
Her satırında bir umut, her sayfasında kendinizden bir parça bulabilmeniz dileğiyle...
Bazen, kendisine yabancılaşır insan. Yürek divanına taht kuran aciz duygularının hissettirdiği buruklukta yok olur. Nefesi yabancı, sesi yabancı, gözleri yabancı gelir. Vefasını yitirmiş tüm sözcüklerin, satırlara sırt çevirmesi gibi bir şeydir bu. Bir yüreğe hakir bir hissiyat musallat oldu mu, artık anlamı kalmaz hiçbir güzelliğin.
O andır. İnsanın kendi yüreğini tanıyamadığı, aynada kendisine bile yabancı geldiği an, o andır.
Kirli anıların altında sıkışıp kalmış, ruhsuz bir bedenden ibaretti o. Kanı deli, yüreği öfkeli, duyguları darmadağındı. Bir hiç uğruna çalınmıştı yılları, ellerinden acımasızca koparılmıştı çocukluğu. Bundan dolayıdır ki, uçsuz bucaksız bir nefretin esaretine hapsolmuş zalim kalbi, aldığı karardan ötürü hiç pişman değildi. Bir rota belirlemesi gerekiyordu kendine... Ya ödeşme arzusu ile yanan aciz yanlarına istediğini verecek, intikamın yolundan gidecekti. Ya da, yıllar boyunca yaptığı gibi sinesinde büyük bir nefreti dallandırıp budaklandırmaya devam edecekti. O çoktan seçmişti yolunu. İntikama can verecek, terazideki dengesizliğe, adaleti kendi elleriyle yerleştirecekti.
Çok sorgulamıştı bu seçimini. Nasıl bir insan olduğu hakkında birçok kez düşünmüş ama bir sonuca varamamıştı. Tek bildiği, iyi bir adam olmadığıydı. Kanıksamıyordu da aslında bu durumu. Sonuçta hiç kimse pervasızca yitirilen bir hayatın ardından, iyimser kalamazdı.
Onun umutları, yıllar önce darağacında sallandırılmıştı.