» » » Ayşe Kulin – Gece Sesleri


Şeçilmişlər Ayşe Kulin – Gece Sesleri

ADI:
Gece Sesleri
REYTİNQ:
  • +2
MÜƏLLİF:
JANR:
DİL:
FORMAT:
ÇAP İLİ:
-
ÖLÇÜSÜ:
275 Kb
Yolculuk 
Pencereden  dışarıya  bakıyorum  içim  daralarak.  Zamanı  durduran  bembeyaz  bir  duvar  var  camın  ardında. 
Ufuk  gözükmüyor.  Ufuksuz  bir  mekâna  hapsolmanın  iç  sıkıntısıyla  koltuk  aralarına  yığılmış  çantaların üzerinden atlayarak yerime geri dönüyorum. Aniden bastıran karın altüst ettiği seferlerden dolayı, yaklaşık iki saattir Esenboğa Hava Alanı‘nın rahatsız koltuklarından birinde oturmaktan bacaklarım uyuşmuş. Girip çıkan yolcularla kapılar açılıp kapandıkça içeri sızan soğuk içime işliyor, taş zeminden rutubet geçiyor ayaklanma. 
Kuş  gibi  tünediğim  plastik  koltukta,  açlıktan  olsa  gerek  başım  dönerek,  midem  bulanarak,  derviş  sabrıyla bekliyorum. Türk Hava Yolları ‘nın duyuru Türkçesi adını taktığım o tuhaf vurgulamayla, yer hosteslerinden birinin  kelimeleri  yuta  yuta,  “Uçak seferleri  kar  yüzünden  iptal  edildi,”  dediğini  duymamak  için,  birkaç  saat daha  oturmaya  razıyım,  yeter  ki  gün  yarına  kavuşmadan,  bu  soğuk,  sevimsiz  ve  nem  kokan  bekleme salonundan  kurtulayım.  Yeter  ki  sabahın  köründe  başlayan  beklenmedik  yolculuğum,  bir  sonraki  güne sarkmadan bugün bitsin! 
Yanımdaki  koltuğa  bıraktığım  seyahat  torbam,  üstüne  yığılmış  gazete  ve  dergilerle  bir  tepecik  oluşturmuş. 
Ayakta  dolananlar,  eşyalarımı  koyduğum  koltuğa  ters  ters  bakıp  duruyorlar.  Onları  başka  bir  yere  yeniden istifleyecek  gücüm  olmadığı  için,  gözlerimi  kaçırıyorum  insanlardan.  Can  sıkıntısından  patlamak  üzereyim. 
Gazetelerin her birini, tekrar tekrar ilk sayfalarından 
son  sayfalarına  kadar,  neredeyse  cenaze  ilanları  da  dahil  olmak  üzere  okuduğum  halde  resimlere  ve başlıklara aceleyle bir kez da- ha göz atıyorum vakit geçsin diye. Yanımda taşıdığım kitabı okumaktan çoktan vazgeçtim.  Sabaha  karşı  çalan  telefonla  sıçrayarak  uyandığımdan  beri  yollarda  olduğum  için,  dikkatimi kitabıma veremeyecek kadar yorgunum çünkü. 
Erzurum’dan  sabah  yedide  kalkan  uçakla  Ankara  üzerinden  Đstanbul’a  varmak  için  sabahın  beşinde  başladı yolculuğum. Semineri yarıda bırakarak Đstanbul’a dönmek zorunda kalınca, tebliğimi benim yerime sunması için, geldiğimizden beri bizlere yardımcı olan son sınıf öğrencisi Ata’yı görevlendirmeyi düşündüm. Dosyamı, ona verilmek üzere otel resepsiyonundaki genç kıza emanet ettim. Bir türlü alışıp sevemediğim, hatta nefret ettiğim  cep  telefonlarından  bu  kerelik  Allah  bin  kere  razı  olsun.  Yerli  yersiz  çalan,  insanları  en  olmadık yerlerde en gereksiz haberleşmeler için rahatsız eden bu bücür alete bir gün şükran duyabileceğimi rüyamda görsem  inanmazdım.  Ata’yı  sabahın  beşinde  uyandırmak  yerine,  Ankara’da  uçak  değiştirirken,  çoktan uyanmış  olacağını  tahmin  ettiğim  bir  saatte  numarasını  tuşlayıp  işimi  halledivermek  ne  kadar  da  kolaymış 
meğer. 
“Hocam, tebliğinizi elbette okurum ama sizin yerinizi doldu-ramam ki,” dedi Ata, “kötü oldu gitmeniz.” 
“Mecbur kalmasam gider miydim hiç! Elinden geleni yap, oğlum,” dedim, “bu işe seni memur ettim.”