» » » Cengiz Aytmatov – Elveda Gülsarı


Şeçilmişlər Cengiz Aytmatov – Elveda Gülsarı

ADI:
Elveda Gülsarı
REYTİNQ:
  • +25
MÜƏLLİF:
JANR:
DİL:
FORMAT:
ÇAP İLİ:
1996
ÖLÇÜSÜ:
208 Kb
Yaşlı adam kırık-dökük bir arabaya binmiş geliyordu. Arabayı çeken taypalma yorga1 Gülsan da çok yaşlı ve bitkindi. Bir deri bir kemik kalmıştı. 
Önlerindeki yokuş yol, açılmış ince bir bağırsak gibi, ta belin oraya kadar uzanıyordu. İşte bu engin, çıplak ve ıssız bozkırda, kış günleri bora, kasırga eksik olmaz, yaz günlerinde ise cehennem sıcağı ortalığı yakar kavururdu. 
Bu dik yokuşu ağır ağır çıkmak, Tanabay’ın pek gücüne giderdi. Hiç sevmezdi yavaş yürümeyi. Yavaş yürümek bir işkence idi onun için. 
Gençliğinde, ilçe parti komitesi toplantılarına katıldığı günlerin dönüşünde, bu yokuşa geldiği zaman, kamçıyı basar, atını dörtnala sürerdi. Ama bir öküz arabasına binmiş ise, yoldaşlarını arabada bırakıp yere atlar, şekpenini2 omuzuna atar, başlardı koşarcasına yokuşu tırmanmaya. Sanki düşmana saldınyormuş gibi öfkeyle ileri atılır, yokuşun beline varıncaya kadar hiç durmazdı. Sonunda nefes nefese yokuşun beline, artık inişin başlayacağı tepeye varınca, “oh be!” 
derdi kendi kendine. Ciğerleri körük gibi şişip inerek, yüreği kafesinden çıkacakmış gibi çarparak, orada oturup biraz dinlenir, ta aşağıda ağır ağır gelen arabaya bakardı. O bir türlü ilerlemek bilmeyen arabada oturmaktansa, böylesi çok daha iyiydi onun için. 
Rahmetli Çora, o zamanlar, arkadaşının bu sabırsızlığına, tezcanlılığına güler: 
- Senin işlerin neden uz gitmiyor biliyor musun Tana-bay? derdi. 
Çok tezcanlı, çok sabırsız oluşundan. Vallahi ondan! Aynı anda ‘hem havadakini kapmak, hem yerdekini yalayıp yutmak’ istiyorsun. 
Dünya çapındaki bir devrimin hemen gerçekleşmesini diliyorsun. 
Öyle bir çırpıda olmaz bu işler. Dünya devrimi şöyle dursun, sen bizim şu eski Aleksandrovka yokuşunu bile araba ile ve araba yolundan tırmanmaya tahammül edemiyorsun. Arabadan atlayıp iniyor ve arkanda seni kovalayan iri bir aç kurt varmış gibi başlıyorsun koşmaya. Ne yararı oluyor bu telâşın? Tepeye ilk varan sen olunca ödül mü veriyorlar? Yine ©rada oturup geriden gelenleri bekliyorsun. Şunu iyi bil dostum, dünya devrimini tek başına gerçekleştiremezsin, başkalarının da gelmesini, seninle beraber olmalarını beklemek zorundasın. 
Ne zaman söylemişti Çora bunları? Çok, çok eskiden. 
Bu defa Tanabay, Aleksandrovka yokuşuna nasıl çıktığının farkında bile olmamıştı. Kocayınca insan uysallaşı-yor, yavaş yürümeyi alışkanlık haline getiriyordu. Aslında ne yavaş yürüyordu, ne de hızlı. Atı kendi haline bırakmıştı. Artık yola yalnız çıkıyordu. 
Dokuzyüz otuzlu yıllarda hep birlikte yürüdükleri, yola beraber çıktıkları arkadaşlarından kimse kalmamıştı. Bunların bazıları savaşta, bazıları eceliyle ölmüştü. Bir kısmı da iyice kocadıklan için evlerinden çıkmaz olmuş, köşelerine çekilmiş, son günlerini yaşıyorlardı. Bugünün gençleri ise otomobile biniyorlardı. Kötü-rüm bir atın çektiği eski bir arabaya binip Tanabay’a eşlik edecek kimse kalmamıştı artık.