» » » Lauren Graham - Bir Gün, Belki Bir Gün


Şeçilmişlər Lauren Graham - Bir Gün, Belki Bir Gün

ADI:
Bir Gün, Belki Bir Gün
REYTİNQ:
  • +13
MÜƏLLİF:
JANR:
DİL:
FORMAT:
ÇAP İLİ:
2015
ÖLÇÜSÜ:
3.21 Mb
Salonun arkalarından biri, “Hazır olduğun zaman başla,” diye sesleniyor.
Ah, hem de nasıl hazırım!
Yıllardır bu anı bekledim. Ömrümün En Önemli Seçmelerinin Günü gelip çattı. Onlara müthiş yeteneğimi sergileyeceğim, eminim. Hatta rolü kaptım sayın siz. Bu düşünce bile gülümsememe yetiyor. Derin bir soluk alıyorum, başım dik, bedenim tetikte ama rahat. Hazırım, evet. İşte ilk repliğim geliyor.
“Eeeeaassaahheeehaaa.” Yavaşça sönen bir balonun ya da boğulmak üzere olan astımlı bir kedinin çıkardığına benzer, inceden, tiz bir hırıltı.
Olmadı, toparlan. Hırıldama. Tekrar dene.
Gırtlağımı temizliyorum.
“Hağğğgrrrkk.” Sesimin tonu alçak ve çatlak, iskeleye yaklaşan mavna düdüğü gibi boğuk. Sonunda da bir gurultu var. Ne? “Hağgrrk” mı? İlk sözüm bu olamaz. Böyle bir kelime duymadım hiç. Tanrım, umarım geğirdiğimi düşünmemişlerdir. “Yok canım, daha çok gargara sesine benziyordu,” diye geçiriyorum içimden. Hoş, öyle olsa ne çıkar, bu beni kurtarır mı sanki? Seçmelerin sonrasını hayal edebiliyorum: Şu oyuncu kız mı? Ağzını açar açmaz geğirmeye başladı. İşe yarar mı? Bilmem ki... Bol gargaralı sahnelerde oynatabilirsiniz belki. Alaycı kahkahalar, çarpılarak kapatılan telefonlar, çöp sepetine yollanmak üzere uçağa dönüştürülen parlak kâğıda basılmış 15x21’lik fotoğraflar... Meslek hayatımın sonu. “Franny?”
Spotun parlak ışığı gözümü aldığı için konuşanı seçemiyorum ama sabırsızlandıklarının farkındayım. Kalbim fırlayacak gibi. Avuçlarım terlemeye başlıyor. Bir an önce sesimi toparlasam iyi olur, yoksa bana kapıyı gösterecekler. Fiatta belki de eski filmlerde görmeye alıştığımız o azman korumalardan biri beni kapıp yaka paça sahne dışına sürükleyecek. I. Elizabeth devrinde seyirci, oyununu beğenmediği aktöre çürük yumurta fırlatırmış. Ama bunlar eskidendi öyle değil mi? Burası Broadway, en azından ben öyle sanıyorum. Atarlar mı hiç! Ama domates bacağıma çarpıp sahnenin çıplak zeminine düşüyor.
Paaat.
“Franny? Franny?”
Göz kapaklarımı aralıyorum. Yatağımın yukarısındaki pencereden gri ve yağmurlu bir ocak sabahı daha doluyor içeri. Dışarıyı görebiliyorum çünkü Noel’den hemen sonra Yeni Yıl Kararlarımdan birini uygulayamaya koyarak bundan böyle erkenci olma azmiyle perdeleri sökmüştüm. Kendi kendime, “Başarılı oyuncular sanatlarına odaklanabilmek için erken kalkan, disiplinli insanlardır,” demiştim, “Benim gibi hayatını kazanmak için garsonluğa mahkûm olsalar bile!” Artık çalar saati, Jane’in odası ile benimkinin arasına, merdiven başına koyuyorum. Böylece her zaman yaptığım gibi, “Biraz daha,” deyip tekrar uykuya dalmadan kalkıp zili susturmak zorunda kalacağım. Yeni Yıl Kararlarım (kim bilir kaçıncı kez) sigara içmemeyi, çanta, cüzdan, şemsiye kaybetmemeyi, kırk yılda bir bile olsa ağzıma cips koymamayı da kapsıyordu ama daha dün üst üste iki sigara tüttürdüğümü itiraf etmek zorundayım. Bundan böyle sekizde kalkmaya azmetmiştim; gerçi hava kapalı ama saatin henüz çok erken olduğundan yüzde yüz eminim diyebilirim. Yeni Yıl Kararları konusundaki başarılarım, üç gündür ağzıma cips koymamam ve şemsiyemin hâlâ aşağıda, kapının yanında duruyor olmasıyla sınırlı şimdilik.