» » » Knut Hamsun - Açlık


Şeçilmişlər Knut Hamsun - Açlık

Knut Hamsun - Açlık PDF
ADI:
Açlık
REYTİNQ:
  • +14
MÜƏLLİF:
JANR:
DİL:
FORMAT:
ÇAP İLİ:
-
ÖLÇÜSÜ:
1.1 MB
Yumruğunu yemedikçe kimsenin bırakıp gitmediği o garip şehirde, Kristiania'da aç sefil sürtüyordum o günlerde...
Tavan arasında uyanık yatıyordum, alt katta bir saatin altıyı vurduğunu duydum. Hafif aydınlanmıştı ortalık, insanlar merdivenleri inip çıkmaya başlamışlardı. İlerde, eski "Morgenbladet" gazeteleri döşeli oda kapısında Fenerler işletmesinin bir ilanını görebiliyordum; onun biraz solunda iri siyah harfli bir ilanda fırıncı Fabian Olsen'in taze, gevrek ekmekleri.
Gözlerimi açar açmaz, eski alışkanlık, düşünmeye başladım: bugünlük bir ümit var mı, diye. Son günlerde halim haraptı bir hayli: Elde avuçta kalmış öteberiyi peş peşe "Amca"ya götürmem gerekmişti. Sinirli, dayanıksız olmuş, baş dönmeleri yüzünden de birkaç kere bütün günü yatakta geçirmek zorunda kalmıştım. Arada, şansım yaver gittikçe, bir yazıma, bir gazeteden bir beş kron da. almamış değildim hani.
Gün ışıdıkça ışıyordu; kapıdaki ilanları okumaya başladım; ipince, sırıtan harfleriyle: "Kefen, tabut örtüsü, Matmazel Andersen, Büyük kapı, sağ kolda" ilanını bile seçebiliyordum. Bu iş beni uzun zaman oyaladı; alt kattaki saat sekizi çalıyordu, ben henüz kalkıp giyinmemiştim.
Pencereyi açıp dışarı baktım. Olduğum yerden bir çamaşır ipiyle boş bir arsa görünüyordu; ta ilerde birkaç işçi, yanmış bir demirci dükkanının kalıntısını temizliyorlardı. Dirseklerimi pencere kenarına dayadım, gökyüzüne baktım. Hava güneşli olacaktı besbelli. Sonbahar gelmişti: her şeyin renk değiştirip öleceği narin, serin mevsim. Sokaklarda başlamış gürültü, beni dışarıya çağırıyordu: Attığım her adımda taban tahtaları esneyen bu boş oda, ıslak ve korkulu bir tabuttu sanki. Ne kapısında doğru dürüst bir kilit, ne içinde bir soba. Geceleri çoraplarımın üstüne yatıyordum, sabaha kadar birazcık kurusunlar diye. Bu odada beni sevindiren tek şey, ufak kırmızı bir salıncak koltuktu sadece. Akşamları bu koltuğa oturup kestiriyor, hülyalara dalıyordum. Rüzgar şiddetli esecek olsa da alt katlardaki kapılar açık bulunsa, döşemeden yukarı, duvarlardan içeri çeşit çeşit, acayip ıslıklar üfürüyor, kapının altındaki "Morgenbladet" gazetesinde birer karış yırtıklar peyda oluyordu.