KitabYurdu » Kitab » Dünya Ədəbiyyatı » Ernest Hemingway - Çanlar Kimin İçin Çalıyor


Şeçilmişlər Ernest Hemingway - Çanlar Kimin İçin Çalıyor

ADI:
Çanlar Kimin İçin Çalıyor
REYTİNQ:
  • +11
MÜƏLLİF:
DİL:
FORMAT:
ÇAP İLİ:
-
ÖLÇÜSÜ:
503 KB

İnsanoğlu yalnız değildir. Bir ada gibi bağımsız ve kendi başına değildir.

Dünyanın herhangi bir parçası bütünün bir bölümüdür Küçük bir toprak parçası denize aksa koca bir kıta küçülür. Bütün bir ülke yok olsa, arkadaşların ölse senin evin ve yaşadığın ülke yok olmuş gibi üzülmelisin. Çünkü ben de o büyük bütünün bir parçasıyım. İşte bu yüzden; asla, Çanlar Kimin İçin Çalıyor? diye sorma. Çanlar senin için çalıyor.

John DONNE MATHA GELLHORN a rmanın çam iğneleriyle kaplı kahverengi toprağı üzerine yüzükoyun yatmış, kollarını kavuşturarak çenesini kolrının üzerine dayamıştı; rüzgâr çam ağaçlarının tepesindeki dalların arasında esiyordu. Onun yattığı yerde yamaç güzel bir eğimle aşağıya doğru iniyor, fakat daha ileride birdenbire dikleşiyordu.

Adam geçidin arasından kıvrıla kıvrıla giden yolun parlak ve karanlık yüzünü yattığı yerden görebiliyordu. Yolun yanından bir ırmak akıyordu, geçidin sonunda, nehrin yanında bir bıçkıevi vardı. Köpüren sular bu yaz gününün parlak güneşi altında bembeyaz görünüyordu.

–Bıçkıevi bu mu?

–Evet.

–Hiç hatırlamıyorum.

–Sen gittikten sonra yapıldı. Eski bıçkıevi daha aşağıdadır, geçidin çok daha aşağısındadır.

Adam askeri haritayı açıp yere yaydı ve dikkatle gözden geçirmeye başladı, ihtiyar da onun omzunun üzerinden baktı.

Kısa boylu, tıknaz bir adamdı bu; üzerinde siyah bir gömlek gri bir pantolon, ayağında ise tabanı ip örgülü bir ayakkabı vardı.

Yokuş çıktığı için nefes nefeseydi; beraber oraya kadar getirdikleri o iki ağır çantadan birinin üzerine dayanmış, derin derin nefes alıyordu.

–Demek o köprüyü buradan göremeyeceğiz?

–Göremeyeceğiz. Burası geçidin en düzlük yeri; nehir yavaş yavaş akıyor.

Aşağıdaki yol ağaçların arasında kaybolur, birdenbire dikleşir ve dik bir boğaz yükselir. Köprü o dik boğazdadır.

–Onların güçleri nerede?

–Şu gördüğün bıçkıevinde bir karakolları var.

Çevreyi gözden geçirmekte olan genç adam, rengi solmuş haki gömleğinin cebinden bir dürbün çıkardı, mendille camlarını sildi ve ayarladı. Bıçkıevi net olarak görünmeye başlayınca daha dikkatli bakmaya başladı. Kapının yanında tahta bir sıra bulunduğunu gördü. Yuvarlak testerenin bulunduğu bölümün arkasında büyük bir talaş yığını vardı; odunları nehrin öbür yakasındaki yamaçtan getirmek için bir su kanalı açmışlardı.