» » Alexandre Dumas – Binbir Hayalet


Şeçilmişlər Alexandre Dumas – Binbir Hayalet

ADI:
Binbir Hayalet
REYTİNQ:
  • +4
MÜƏLLİF:
JANR:
DİL:
FORMAT:
ÇAP İLİ:
-
ÖLÇÜSÜ:
183 Kb
Alexandre Dumas Binbir Hayalet'i 1849 yılında yazmış. Romanın girişinde Fransa'da 1830'lardan başlayan yeni politik çalkantı dönemini ve sosyal olayları yer yer bir önceki yüzyıla göndermeler yaparak anıyor. Politik tavrı edebi ustalığının arkasında duran Alexandre Dumas, tarihi olayları da, bu olaylara dair görüş ve yorumları da kahramanlarının ağzından aktarıyor. Kendi ifadesiyle romanında "ilgi duyduğu bir konuya başkalarının da ilgisini çekmek umuduyla farklı kişilere ait öyküleri bir araya getiriyor" ve bunların hepsi "hayalet öyküleri".
 Binbir Hayalet'in kahramanlarının çoğu ise burada yazdığı mektupla dertleştiği aziz dostu Louis-Désiré Véron kadar gerçek. Varlıklı bir doktor olan L.D. Véron 1831'de Revue de Paris'yi kurmuş, 1844'te Le Constitutionnel'in sahibi olmuştur. Le Constitutionnel 1815'te kurulduğunda liberal muhalefetin gazetesidir. Dük d'Orléans'ı destekleyerek 1830 Devrimi'nde önemli bir rol oynamış, sonraları daha muhafazakâr bir yayın organı haline gelmiştir. Alexandre Dumas, 1845 tarihli bir sözleşmeyle ona ve aynı şekilde La Presse'in yayıncısı Emile Girardin'e beş yıl içinde dokuz cilt teslim etmeyi üstlenir.
 Yazarın girişte söz ettiği Bourges Davası 1848'de Ulusal Meclis'i basan bir grup devrimcinin yargılandığı davadır.
  Bourges'da görülen bu davanın sanıkları arasında Barbès, Blanqui, Louis Blanc ve Raspail da vardı. Mayıs Seçimleri ise, Louis Napoléon Bonaparte'ın Cumhuriyet'in başına gelmesinden sonra 1849'da gerçekleşen Yasama Meclisi seçimleridir. Alexandre Dumas'nın "kibar ve zarif yaşamı doğuran toplumun buharlaşıp gitmesi" karşısında duyduğu endişeleri dile getirirken cümlelerine başvurduğu, büyük başarı kazanan Anılar'ın yazarı Marki d'Argenson 1744'ten 1747'ye kadar dışişleri bakanlığı yapmıştır.
 Romanın birinci bölümünde adı geçen Elzéar Blaze 1839'da Le Chasseur au chien d'arrêt'yi, 1840'ta Le Chasseur conteur'ü (1840) kaleme alan ve avcılığıyla ünlü bir edebiyatçıdır. Mocquet ise birçok hikâye ve söyleşinin kahramanı Villers Cotterêts'nin av bekçisi değil, Mes Mémoires, XLI. Bölüm'den anlaşıldığı üzere Brassoire'a komşu bir köydeki bir çiftçidir. Montrouge çayırları anlatılırken sözü geçen Montenvers, Samuel Birmann'ın Buz Denizi tablosuyla ün kazanan, Chamonix'in üzerindeki tepedir.
 Cinayetin işlendiği eve gidilen ikinci bölümde okuyucunun karşısına çıkan belediye başkanı Ledru, Tıp Akademisi üyesi bir doktordur. Fizik deneyleriyle tüm Avrupa'da ünlenen, Comus olarak tanınan kralın fizikçisi Nicolas Philippe Ledru'nün oğludur. 1848 Devrimi'nde ve II. Cumhuriyet'in başlarında önemli bir rol oynayan siyaset adamı Alexandre Ledru-Rollin'in de amcasıdır.
 Üçüncü bölümde anılan Jean-Louis Alliette'in asıl adı
  Jean-Baptiste Alliette'tir. Tarot konusunda uzmanlığıyla tanınan meşhur okültist, 1738'de doğmuş, 1791'de ölmüştür. Belediye başkanı Ledru'nün, yazarı evine davet ederken evin eski sahibi olduğunu belirttiği Paul Scarron, 1660'ta ölen bir Fransız yazarıdır. En ünlü eseri Roman comique'tir.
 Dördüncü bölümde anlatılan Sevgi haritası ya da Sevgi ülkesi haritası 1653 yılında Matmazel de Scudéry tarafından tasarlanmış ve kibar çevreler üzerinde önemli bir etki bırakmıştır. Belediye başkanının evindeki pek çok değerli eser ve kutsal emanet arasında Abélard (1079-1142) ve Héloïse'in birer dişi bulunmaktadır; Abélard filozof ve tanrıbilimcidir, Héloïse'in öğretmeni olmuş ve onunla gizlice evlenmiştir. Genç kadının amcası Rahip Fulbert tarafından manastıra kapatılmasıyla ayrılan âşıklardan geriye, Binbir Hayalet için Dumas'ya yardımcı olan Paul Lacroix'nın Latinceden çevirdiği önemli mektuplar kalmıştır. Paul Lacroix'nın adı Binbir Hayalet'te Kitap Kurdu Jacob olarak geçmektedir.
 Yine bu bölümde sözü edilen Jacques Cazotte ünlü Diable amoureux'nün (1772) yazarıdır. Fransız fantastik akımı üzerinde önemli etkisi olan bu yazarın hayatı trajik bir biçimde darağacında son bulmuştur. Binbir Hayalet'in bir başka kahramanı ise 1794'te, mezarlara saygı ihlali sırasında tabutlar parçalanıp kemikler ortak bir mezara atılırken heykelleri kurtaran Şövalye Lenoir'dır. 1761-1839 yılları arasında yaşayan Şövalye Alexandre Lenoir devrimci vandallığa karşı mücadele edip, ulusal mülkiyete ait sanat eserlerini aynı yerde toplamayı başarmıştır.
 Beşinci bölümde adları anılan Alman anatomist Samuel Thomas Soemmering (1755-1830), cerrah, anatomi profesörü Jean Joseph Sue (1760-1831), İsviçreli fizyolojist ve doktor Albert de Haller (1708-1777), kralın fizikçisi Nicolas Philippe Ledru yani Comus, elektrik konusundaki keşifleriyle ünlü İtalyan fizikçi Alessandro Volta (1745-1827), elektrik akımından tedavi amacıyla yararlanmaya çalışan İtalyan doktor ve fizikçi Luigi Galvani (1737-1798), her organizmada bir hastadan diğerine geçebilen evrensel bir akışkanın varlığından yola çıkan, tartışmalı "hayvansal manyetizma" kuramının kurucusu Alman doktor Franz Anton Mesmer hep gerçek kişilerdir.
 Altıncı bölümde Solange'ın babasını kurtaran General Marceau (1769-1796), gerçekte Vendée savaşlarında önemli rol oynayan bir cumhuriyetçidir. Devrimci orduların generali Jean-Baptiste Kléber (1753-1800), Bonaparte'ın peşinden Mısır'a gitmiş, Kahire'de bir Suriyeli tarafından öldürülmüştür.
 Onuncu bölümde L'Artifaille'ın selefi olarak adı geçen Louis Dominique Cartouche ve Poulailler XVIII. yüzyılın ünlü iki haydutudur. Cartouche 1721'de Grève meydanında idam edilmiştir.
 On üçüncü bölümde de gerçek tarihi kişilerle karşılaşılır: Eflak voyvodası Constantin Brancovan, 1688'den 1714'e kadar hüküm sürmüş ve Osmanlı işgaline karşı direnişin temsilcisi olmuştur. Dimitri Kantemir 1673'te doğmuş, 1688-1710 arasında uzun yıllar İstanbul'da yaşamıştır. 1710'da Moldavya voyvodası olmuş ve Osmanlı vesayetinden kurtulmak için Büyük Petro'yla gizli bir anlaşma imzalamıştır. Rus ordusunun Prut'ta bozguna uğramasının ardından Sen-Petersburg'da sürgün hayatı yaşamak zorunda kalmış, orada bir Osmanlı İmparatorluğu Tarihi kaleme almıştır.
 Alexandre Dumas, Binbir Hayalet'te gerçek kişilerle örerek anlattığı hayalet öykülerine böylece sahicilik duygusu kazandırdığı gibi, gerçek olayların korkunçluğunu da hayalet öykülerinin dehşetiyle örtülmüş olarak aktarıyor. İlgi duyduğu ve başkalarının da ilgisini çekmeyi umduğu konu hayaletlerin gerçeği midir, gerçeğin hayaletleri mi, bunu tartışmak mümkün. Ama Binbir Hayalet'i okurken "saat gece yarısını vurursa, diyebilirim ki içimizde en yürekli olanlar dahi saatin sesiyle ürperebilir". Çağımızda bile...