» » Ken Robinson Yaratıcılık Aklın Sınırlarını Aşmak


Şeçilmişlər Ken Robinson Yaratıcılık Aklın Sınırlarını Aşmak

Ken Robinson Yaratıcılık Aklın Sınırlarını Aşmak PDF
ADI:
Yaratıcılık Aklın Sınırlarını Aşmak
REYTİNQ:
  • +3
MÜƏLLİF:
JANR:
DİL:
FORMAT:
ÇAP İLİ:
2008
ÖLÇÜSÜ:
3.91 MB
Bir oyuncu arkadaşım var, adı Dave. İri bir oyuncu. Yaklaşık 120 kilo ağırlığında. Bira içmeyi sever, özellikle de Abbot Ale diye anılan yerel bir birayı yeğler. Bu bayağı sert bir içki. Abbot Ale ile küçük bir arabayı -ya da iri bir oyuncuyu- sürebilirsiniz. Dave birkaç yıl önce günde on iki şişe kadar Abbot Ale içiyordu. Günün birinde sırt ağrısından şikayet ederek doktora gitti. O da Dave'i bir böbrek uzmanına yollamış. Uzman arkadaşımı muayene ettikten sonra, böbreklerinde ileride ciddileşebilecek bir sorun olduğunu söylemiş. Dave buna neyin yol açabileceğini sormuş. Uzman," çeşitli nedenleri olabilir," diye yanıt vermiş, "İçki içiyor musunuz?" Dave arkadaşlarıyla birlikteyken Abbot Ale içtiğini söylemiş. Uzman ona Abbot Ale'i bırakması gerektiğini, böbrek yetmezliği tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu anlatmış. Dave bir aktör olduğunu ve içkiyi bırakamayacağını söylemiş. "O halde," demiş uzman, "neden biradan başka bir içki kullanmıyorsunuz?" Dave diğer alkollü içkilerin siroza yol açabileceğine inandığını söylemiş. Uzman, "Ama siz beni karaciğerinizle ilgili olarak görmeye gelmediniz ki," demiş, "beni sizin böbrekleriniz ilgilendiriyor."
Bu, herhangi bir sorunu, içinde yer aldığı çerçeveden soyutlayarak ele almanın -buna aşın odaklanma adı verilir- tipik bir örneğidir. Pratisyen bir doktor Dave'in böbreklerindeki sorunun, genel olarak onun yaşam tarzından kaynaklandığını; yani daha geniş bir sorunun bir parçası olduğunu, hemen fark edebilirdi ... Bir sorunu, bir başka sorun yaratarak çözmeye çalışmak, onu çözmek demek değildir. Aşın odaklanma, eğitimde ve iş dünyasında her gün karşılaştığımız bir durum.
Burada bir çelişki var. Tüm dünyada bütün şirketler ve örgütlenmeler, giderek hızlanan bir teknolojik ve ekonomik değişim dünyasına ayak uydurmaya çalışıyorlar. Eksen, entelektüel işgücü ve hizmetlere doğru kaydığında, acil olarak yaratıa, yenilikçi ve esnek insanlara gereksinim duyuyorlar. Çoğu kez de bu niteliklere sahip insan bulamıyorlar. Oysa tüm dünyada hükümetler doğal yetenekleri ve becerileri geliştirmek demek olan eğitime, sınırsız kaynak akıtıyorlar. Siyasi liderler, yaratıcılık ve yeniliği destekleme ve yayma konusundaki kararlılıklarını vurguluyorlar. Standartlann daha yükselmesi için çaba gösteriyorlar görünüşe göre standartlar giderek yükseliyor. Gerçekten de çocuklar ve öğrenciler akademik dereceler elde etmek için, giderek daha fazla çalışmak zorunda kalıyorlar. O halde yaratıcı ve yenilikçi insana duyulan gereksinimle bunun kaynağı arasında neden böyle bir açık var? Yanlış olan ne?