» » » Gabriel Garcia Marquez Kolera Günlerinde Aşk


Şeçilmişlər Gabriel Garcia Marquez Kolera Günlerinde Aşk

ADI:
Kolera Günlerinde Aşk
REYTİNQ:
  • +7
DİL:
FORMAT:
ÇAP İLİ:
-
ÖLÇÜSÜ:
410 KB

Kaçınılmaz bir şeydi: Acıbadem kokusu ona mutsuz aşkların yazgısını anımsatırdı hep. Doktor Juvenal Urbino, yıllardır kendisi için önemini yitirmiş bir olayla ilgilenmek üzere koşup geldiği, hâlâ alaca ışığa gömülü odaya girdiği an ayrımına vardı bunun. Antilli göçmen, harp malulü, çocuk fotoğrafçısı, satrançta en yufka yürekli rakibi, bir altın siyanürüyle belleğin işkencelerinden kurtarmıştı kendini.

Ölüyü, her zaman içinde yattığı portatif karyolada, zehri buharlaştırmak için kullanılmış olan küvetle taburenin yanında, bir battaniyeyle örtülü buldu. Yerde, karyolanın ayağına bağlı, boylu boyunca uzanmış, Danimarka cinsi, iriyarı, göğsü kar beyazı, kara bir köpek ölüsü, onun yanında da koltuk değnekleri vardı. Hem yatak odası, hem de laboratuvar işi gören boğucu, karmakarışık oda açık bir pencereden giren tan ışığıyla yeni yeni aydınlanmaya başlamıştı, ama ölümün gücünü algılamaya yetecek kadar ışık vardı içeride. Öteki pencerelerin aralıkları, odanın tüm yarıkları gibi, çaputlarla tıkanmış ya da siyah mukavvayla kapatılmıştı; bu, odanın ağır havasını daha da yoğunlaştırıyordu. Üstü, etiketsiz şişeler, kavanozlara tıkabasa dolu büyük bir tezgâh, kırmızı kâğıtla kaplanmış sıradan bir ampulün altında soyuk soyuk olmuş, kurşun-kalay alaşımı iki küvet vardı. Tespit edici sıvıyla dolu üçüncü küvet ölünün yanında duruyordu. Odanın dört bir yanına eski dergilerle gazeteler, üst üste yığılmış cam negatifler, kırık dökük eşyalar saçılmıştı, ama her şey özenli bir el tarafından tozdan korunmuştu. Pencereden giren hava çevreyi arıtmış olsa da, ayırt etmeyi bilen birinin farkına varabileceği mutsuz acıbadem aşklarının ılık külleri kalmıştı odada. Doktor Juvenal Urbino, burasının Tanrı'nın bağışlayıcılığına sığınarak ölmeye hiç de elverişli bir yer olmadığını, herhangi bir önseziye kapılmaksızın, birkaç kez düşünmüştü. Ama zamanla, buraya egemen olan düzensizliğin Yüce Tanrı'nın gizli bir istencine boyun eğdiğini kabul etmişti sonunda.

Bir polis komiseri, stajını belediye dispanserinde yapan gencecik bir tıp öğrencesiyle birlikte kendisinden önce gelmişti; Doktor Urbino gelinceye dek odayı havalandırıp ölünün üstünü örtenler onlardı, ikisi de onu, bu kez saygıdan çok başsağlığı dileği içeren bir ağırbaşlılıkla selamladılar; onun Jeremiah de Saint-Amour'la arkadaşlığının derecesini bilmeyen yoktu çünkü. Ünlü hoca, her günkü genel klinik dersine başlamadan önce, her zaman tüm öğrencilerine yaptığı gibi, teker teker onların ellerini sıktı, sonra işaret ve başparmaklarının ucuyla bir çiçekmiş gibi örtünün ucunu tuttu, kutsayıcı bir pintilikle yavaş yavaş ölüyü ortaya çıkardı. Ölü, çırılçıplak, kaskatı, çarpık, gözleri açık, gövdesi morarmış, bir gece öncekinden elli yıl daha yaşlı gibiydi. Gözbebekleri saydam, sakalıyla saçları sarımsı, karnında boydan boya sicimle dikilmiş eski bir yara izi vardı. Gövdesiyle kolları, koltuk değneği kullanmaktan, bir kürek mahkûmununki gibi gelişmişti, ama bacakları bir öksüzün bacakları gibiydi. Doktor Juvenal Urbino, ölüme karşı boşuna bir savaşımla geçen uzun yıllar boyunca ancak, birkaç kez yaptığı gibi, acılı bir yürekle bir an baktı ona.

Rəhimzadə
Rəhimzadə
  • 0
Çox gözəl kitabdır filmidə var

  • 7 iyun 2019 04:55
  • Status: